My site
Home | Sign Up | Log In

Blog


Home » 2012 » İyul » 30 » Aşk-i Mektup
1:45 PM
Aşk-i Mektup
             

   Kayıp sevgililer ansiklopedisine yeni eklenenler… 

   Zaman ne çabuk ilerliyor ve nedense gün hızlı geçiyor fakat günün getirdikleri bir türlü geçmiyor. Acısıyla, tatlısıyla ve özellikle…
   Her geçen özel anlardan sonra kendime bekleyeceğim yeni bir gün buluyorum. Sonra kendi kendime beklemeye koyuluyorum. O günü, öyle düşünüyorum, planlıyorum. Sana söyleyeceklerimi kelime kelime, alacağım nefesi bile... Sonra o güne gelince, her şey birbirine giriyor. Kendi sessiz çığlığımda boğuyorum herşeyi ve senin için görünmez, duyulmaz yapıyorum. Aslında isteyerek değil fakat, aptallaşma dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Seni düşünmek…
   Aşk nedir, sevgi nedir, İnsanın gönlünün yanması nedir, aşk acısı nedir, düşünceler ve duygular nasıl sancır, aldığı nefes nasıl yakar insanı???… Bunların hepsini biliyorum ancak soran olsa nasıl anlatırım, nasıl gösteririm bilemiyorum. Bazen rahat bir nefes almak için sadece sana sarılıp, kokunu içime çekmek istiyorum. Bu duygunun hayali bile bir enteresan ediyor beni. Ama ciğerim senin kokuna bulanmış oksijen yerine, her nefeste beni yakıyor.
Gene saçma sapan konuşuyorum.
   Halen her zamanki gibi güzelsin. Uykudan yeni kalksan da, her tarafın toz toprağa bulanmış olsada… Her anında, her hayalimde, her fotoğrafında… Sana dair hiçbir şeyi kaldıramadım: evimde, rüyamda, gökyüzünde, yeryüzünde…
   Herhalde ilk kez bende unuttuğun hayaline teşekkür etmem gerek. Çünkü ilk kez bana böylesine dokunuyor. Nede olsa…
   Sana ulaşmak ve seninle konuşmak için… Uffff!… Lanet çenem açıldımı kapanmak bilmiyor. Eksik kalan cümleler saçılıyor her açtığımda. Aslında ben tutuyorum kendimi ama ruhumda, yalnızlığının açtığı yaranın kanarken çıkarttığı düşünceleri durduramıyorum. Etkiliyor senden geriye kalan beni...
 
  
 
   Birbirimizi tercih kumarında kaybederken, zaman poşetine, ayrılık cümleleri koyduk fakat geçirdiğimiz güzel anları yaşadığımız yerde unuttuk. Gelecek planlarımızın yapraklarının yeşerdiği ağacımızı hepten kuruttuk. Hayallerimizi hayatımıza taşımayalım diye, her şey hatalıydı bize dair. Sende, bende dahil. Ben senden vazgeçmeyi hiçbir zaman düşünmemiştim, düşünemedim. Herşeye rağmen düşünmekte istemiyorum. Yaşananların hepsi kabus olsun istiyorum. Uyandığıma sevindiren…
   En son karşılaşıp durduğumuzda, hani herkesi dondurduğumuzda, seni öpecektim ve herşey filmlerdeki gibi bittiği yerden başlayacaktı ama… Ve işte karşımızda bir ama daha yanında keşkelerle birlikte…
   Belki ara ara aklına geliyorumdur. Gerçi bilirim elini telefona atıp bir mesaj bile yazamazsın. Arayamazsın bile ki ben seninle konuşurken kullandığım hattımı halen yanımda ve açık tutuyorum. Şarjının bitmesine bile izin vermiyorum. Numaram sırf beni kaybolduğum yerden bul diye aynı. Aslında elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Sırf elin elime geri gelsin diye. Fakat sen… Gene çığırından çıkmaya başladı sözcüklerim.
 
             
 
   Bu arada sınavlarında bitti sanırım. Umarım başarılı olmuşsundur diyeceğim ki buna gerek yok, nede olsa sen halletmişsindir. Umarım herşeyin mükemmel ve mutlusundur. Zaten seni mutsuz düşünemiyorum, çünkü senin mutsuzluğunda ben karanlığa düşüyorum. Gülüşün aydınlatıyor dünyamı. Şu anda İstanbul’da mısın? Belkide Ankara’da, belki Bursa’da, Afyon’da, Yozgat’ta, Ağrı’da, Diyarbakır’da, Hatay’da, Trabzon’da, belkide…
   Nerede olursan ol ben o gün 12:34 te… Aynı yere geleceğim ve sadece gelmeni bekleyeceğim… Hem de dizaynı değiştirilmiş olsa da, seninle oturduğumuz o masada, seninleyken kulağıma gelen o şarkıyla birlikte… Daha öncesinde de sahilde olacağım. Karşılaştığımız, ilk defa görüştüğümüz o esrarengiz yerde… Belki yemeyecek olsam da o günkü gibi bir kumpir alırım kendime… Seni bekleyeceğim. Öyle sessizce… Her zamanki gibi geç kalırım belki… Yok yok…
 
 
   Gurur…? Seni seviyorum ve bunun için hiç pişman olmadım. Bekleyeceğim… Gelmezsen ya da gelemezsen biter mi? Bu soruyu yazarken kendi kendime gülüyorum. Çünkü cevabı bence sende, bende biliyoruz. Bitmez… Bitmeyecek… Sadece başka güne erteleyeceğim bekleyişimi…

   Bir mesajın, bir telefonun ya da bana yol gösterecek herhangi bir şey… Bazen bulutları bile mesaj diye sen yolladın sanıyorum ve bir anda uyanıyorum karanlığa…
   İstanbul’da olmayıp, Dünya’nın bir ucuna çağırsan koşarak gelirim.
   Bir mesajın, bir telefonun… Olmasada ….
   Bekleyeceğim…
   İyiki seni tanımışım, iyiki o gözlerin yüreğime kazınmış, iyiki varsın, iyiki o gün oraya gelip seni görmüşüm…
 Bekleyeceğim…
 
 
   ""Eğer ne düşüneceğiniz ya da nasıl hareket edeceğiniz konusunda iki seçim şansınız varsa, ölümlerimizin bu dünyaya bir zevk getirmeyeceğini bilerek yaşama daha sıkı sarılmalısınız." — John Steinbeck ""
Category: Hekayələr və Məqalələr | Views: 1190 | Added by: Pasa_007 | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Only registered users can add comments.
[ Sign Up | Log In ]

Shopping cart

Your shopping cart is empty

Site menu

Log In

Search

Calendar

«  İyul 2012  »
Ba.B.e.Ç.a.Ç.C.a.C.Şə.
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031

Statistics


Total online: 1
Guests: 1
Users: 0
Copyright MyCorp © 2017 | Create a free website with uCoz